YALVARIŞ
Daha fazla, daha fazla, hep daha da fazlasını istiyordu insanlar. Bitmek tükenmek bilmeyen hırsları; umutları, gülümseyişleri, sevgiyi, ağaçları, çiçekleri güzel olan ne varsa hepsinin izlerini silip, ezip geçiyordu. Bu ne derece bir hırstı ki onları canavara dönüştürmüştü? Gözlerine güçlü gelen ne varsa onların olsun istiyorlardı. Açgözlülük vicdanın izlerini silmişti artık. Güçlü görüneni elde etmek için ne varsa yıkıp geçmek haktı onlar için.
18 Mart 1915. Bir yalvarış başladı o tarihte. İnsanın ayak izinin olduğu her toprakta olduğu gibi asırlardır süregelen bir çığlığın tekrarıydı bu. Analar 14-15 yaşlarındaki canlarını feda ediyordu bu haykırış için. Saçlarına kına yakıp, gözlerinden öperek uğurluyorlardı onları bu haykırışa. Lâkin savaşa gidecekmiş gibi değil, sonsuzluğa uğurluyorlardı onları. Onlara, "Siz savaşmaya değil, ölmeye gidiyorsunuz!" dediğinde Atam'ın artık büyümüş, hepsi güçlü birer kahraman asker olmuşlardı. Evet onlar ölmeye gidiyorlardı. Tek bir geri adım bile atmadan, ölmeye gidiyorlardı. Korkmaya bile vakitleri yoktu; annesini, kardeşini, sevdiklerini düşünmeye vakitleri yoktu. Çünkü çaresizlik esir almıştı bir kere onları. Başka yolu yoktu. Kazanmak için ölmek gerekiyordu! Lâkin adil değildi bu savaş. Hiçbir savaş adil değildi. Düşmanda da durum aynıydı. Düşman demişken kim kimin, neden düşmanıydı? Kim kime ne yapmıştı? Kimin içindi bu savaş? O bombalar kime, ne için atıldı? Orada savaşanlar bilmiyordu bu soruların cevabını. Belliydi bilmedikleri ölülerini toplarken her iki taraf, birbirlerine acıyan gözlerle bakıp, yardım etmek isterken. İşte o zaman anlatmışlardı tüm dünyaya merhameti.
18 Mart 1915 Çanakkale. Bir yalvarış başladı o tarihte. İnsanlığa "Durun, artık yeter! Anlamıyor musunuz hala hiçbirşeyi?" diyordu. Hayır görmediler. Yine her zamanki gibi kördüler! 9 Ocak 1916. İnsanlığın acımasızlığını gösterdiği en rezalet sahnelerden biriydi o gün. Kazandık! diyorlardı! Savaşı kazandık! Bir tarafta "Nasıl yenilebildik?" diyordu. İnsanlığa "Durun, artık yeter. Anlamıyor musunuz hala?" diye yalvarıyordu o haykırış. Fakat kördüler. O yalvarışta 403 bin can feda ettiler. 403 bin can. Sanıldığının aksine 403 bin sadece rakam değildi. 403 bin güçlü birer kahramandı onlar. Çaresizlik o 403 bin kahraman askeri bu yalvarışa sürüklemişti. Lâkin utanmadı tarih! Hiç çekinmedi! "18 Mart 1915 Çanakkale savaşı tarihin en büyük zaferidir!" demekten geri durmadı. Ne büyük zaferdi bu. Sonunda: Osmanlı prestij kazanmıştı, kötü imajı bir nebze olsun silinmişti, Sovyetler birliği kurulmuştu.
Bugün 18 Mart 2021. Bu haykırıştan 106 yıl sonrası. Çanakkale'de vicdansızlığın izleri bir nebze olsun silinmiş durumda. 18 Mart Çanakkale zaferi olarak anılıyor hala üzerinden 106 yıl geçmesine rağmen. Anlaşılan insanlık gurur duyuyor kendi milletinin kazandığı bu büyük zafer karşısında!
Yorumlar
Yorum Gönder